Henüz...
Parmaklarımın arasında acemiliğini kağıda yansıttığı her bir harf ile tekrar tekrar kanıtlayan kalem yalnızca, bu kısa ve tek başına anlamsız sözcüğü fırlattı ortaya.. Ellerim titriyordu.. kalem ilklerden oluşan bir yazıda kullanmak için gayet uygundu.. ellerimin titremesinden cesaret alarak dans ediyor patrona göz atmamaya çalışıyordu.. şu sıralar patron kimdi? o bile belli değildi. Kahvehanede masaüstüne bırakılan bir gazete misali.. kalemle yanımda duran bardağa vurdum.. elim olması gerektiğinden daha hızlı harket etmiş bardak duvara çarpmış parçalara ayrılmıştı, bir kaç damla su yanağıma geldi. Bir kaç ahlaksız söz yeni eleman için kurban verildi.. kafamı iki yana salladım ve yazmaya devam ettim.
Henüz bitmedi kardeş!
Ya bi git.. kalemide bardağın arkasından duvara fırlattım.
KÜÇÜK HANIM! BANA ARKANIZI DÖNEMEZSİNİZ..! cebimdeki kelebeği çıkartıp yerdeki kaleme fırlattım, hesaplarıma uymayarak kabza tarafı kaleme çarptı.. ayağıma batan cam kırıklarını takmayarak ayağa kalkıp henüz konmuş olan kelebeğe doğru yürüdüm, elime aldım ve kaleme saplandım.. evet! bir katildim artık... gülümsedim. sonra rüyam geldi aklıma... en yakın arkadaşımın boğazına bu kelebeği nasıl sapladığım geldi, zevkle şah damarını kestiğimi hatırladım.. korkuyla titredim. kendimi kaybediyordum.. iki saattir kenarda içilmeyi bekleyen ve bu bekleyiş sırasında kendini tüketen sigara çarptı gözüme. sigara gibi olmamalıydım ben.. bir kadının nefesiyle yanmamalıydım... nefessizken kendimi tüketmemeliydim... bıçağı bütün gücümle duvara fırlattım, yine saplanmadı.. kafamı iki yana salladım.. kalemi bilinçsizce elimde döndürdüm durdum.. döndürdüm, döndürdüm ve döndürdüm... o dur artık diye yalvarıncaya dek döndürdüm..
Dur artık... dur! lütfen ya, dur... umut verme artık... kurtulabilirmişim gibi davranma artık... yalvarıyorum.. DUR!
A.A
17 Şubat 2012 Cuma
2012 after the tone
Ellerim klavye tuşlarının üzerinde bir süre oyalandı.. kum torbasına bir iki nazik dokunuş ile kendisini kutsamış parmaklarım, uçlarına akmış kan ile oynadı. üşengeç yapım yine kendisini gösteriyordu.. seni seviyorum demeye üşenen dudaklarım kendilerini bu büyük üşengeçlik için bir bardak şarap ile ödüllendirmeyi reddetti.. gülümsedim. gözlerimin yine içten içe bi ateşle kavrulduğunu biliyordum.. umurumda değildi. olmalı mıydı? yorgunluktan çatallaşmış olan ama yinede benim sesim olduğuna emin olduğum bir ses kısa bir kahkaha attı. eklem yerlerimden sızan kan parmak uçlarıma ilerliyor ordanda ellerimde tutamadığım bir kadeh şaraba damlıyordu. kafamı abartılı bir hareketle şaraba döndürdüm.. birilerini kırasım vardı.. parçalayasım.. ne yazık, yakın zamanda kelebeğimide satmıştım.. kafamı hayal kırıklığıyla iki yana salladım. parmaklarımı ağzıma yaklaştırıp, kupkuru dilimi yarama değdirdim.. kanı sildim bi süre, ardından şarabı ellerime aldım.. sanki bir ritüel yapıyormuşçasına yavaşça dudaklarıma yaklaştırdım. kokuyu içime çektim.. yine sarhoş olamayacak yine sürünemeyecektim.. bir iç çektim ve bütün şarabı hiç bi incelik olmadan kafaya diktim. Sikerim gelmişini geçmişini.. iç iç bitmiyor bilader... iç iç sarhoş etmiyor..
A.A
A.A
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)