17 Şubat 2012 Cuma

2012 after the tone

Ellerim klavye tuşlarının üzerinde bir süre oyalandı.. kum torbasına bir iki nazik dokunuş ile kendisini kutsamış parmaklarım, uçlarına akmış kan ile oynadı. üşengeç yapım yine kendisini gösteriyordu.. seni seviyorum demeye üşenen dudaklarım kendilerini bu büyük üşengeçlik için bir bardak şarap ile ödüllendirmeyi reddetti.. gülümsedim. gözlerimin yine içten içe bi ateşle kavrulduğunu biliyordum.. umurumda değildi. olmalı mıydı? yorgunluktan çatallaşmış olan ama yinede benim sesim olduğuna emin olduğum bir ses kısa bir kahkaha attı. eklem yerlerimden sızan kan parmak uçlarıma ilerliyor ordanda ellerimde tutamadığım bir kadeh şaraba damlıyordu. kafamı abartılı bir hareketle şaraba döndürdüm.. birilerini kırasım vardı.. parçalayasım.. ne yazık, yakın zamanda kelebeğimide satmıştım.. kafamı hayal kırıklığıyla iki yana salladım. parmaklarımı ağzıma yaklaştırıp, kupkuru dilimi yarama değdirdim.. kanı sildim bi süre, ardından şarabı ellerime aldım.. sanki bir ritüel yapıyormuşçasına yavaşça dudaklarıma yaklaştırdım. kokuyu içime çektim.. yine sarhoş olamayacak yine sürünemeyecektim.. bir iç çektim ve bütün şarabı hiç bi incelik olmadan kafaya diktim. Sikerim gelmişini geçmişini.. iç iç bitmiyor bilader... iç iç sarhoş etmiyor..

A.A

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder