27 Ocak 2012 Cuma

Gitmek


Git sözcüğünü herzaman sevmişimdir zaten... O kadar doğal gelir ki
kulağa.. Bu kısacık sözcük aşk gibi zorlama değildir. Bu kadar
acıtmasıda doğallığındandır zaten. Dilden bu denli kolay dökülmesi hem
dinleyeni yıkar, hem söyleyeni. Herkesin içinde bir gün gidecek o özel
kişi hazırdır. Bazılarında hiç gelmemiştir bile. Yalnızca arada sırada
bir iki kelime ile geleceğini vaat etmiştir. O bazıları ise öyle bir
umutlanmıştır ki.. Ve gelmeden giden o kişi onları öyle bir yıkar ki...
Eve, onunla satlerce hiç sıkılmadan mesajlaştığı o yere, odasına
kapatırlar kendilerini.. Insanlara gülmeye devam ederler gerçi, hatta
eskisinden dahada fazla gülerler.. Ama içten ölüdürler artık.. Yalnız
kaldıklarında acaba o şunu söylediğinde öyle demek yerine başka birşey
deseydim ne olurdu diye düşünürler.. Hep giydikleri deli gömleğinin
düğümleri çözülmüştür artık. Ama kan ile katılaşmış gömleği
çıkaramazlar. Şu askerdeki kılıç gibi, temiz yüzlü, enerjik gençler
gibi.. Komutan soyun der, soyunamazlar.. Korkarlar.. vücudundaki onca
jilet yarasını göstermekten korkarlar.. Bu bazıları sinemaya bile o deli
gömleğinin içinde giderler, yeni insanlarla buluşmaya o deli
gömleğinin içinde giderler.. Kimsenin elini tutamazlar çünkü bağlıdır
artık elleri.. Farketmezler. Ve hakkıyla gidenler vardır tabi.. Önce
gelip sonra gidenler. Deli gömleklerini kurbanlarına kendi elleriyle
giydirenler. Gelipte gidenler yani... Onlar kendi parçalarını geride
bırakanlardır.. virüs gibi.. giderler ama gitmezler. Sonunda gitmesi
için yalvarırsın. "Git !" dersin.. hala seninledirler.. Tam olarak
gitmeye korkarlar.. Sürekli elveda derler. Ama gidemezler.. Hani demiş
ya şair; "Gitmekle gidilmiyor ki...Gitmekle gitmiş olamazsın; gönlün
kalır, aklın kalır, anıların kalır..."

Peki sen, sayın okur, Nesin?

Giden mi kalan mı?

A.A

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder