Saçlarıma bir yağmur damlası misali şefkatle dolanan ince uzun parmaklar nasılda acı veriyor artık bana. Acılığı ile beni ürperten şekersiz kahvelere gömüyorum kendimi. Senin o özen dolu gözlerinle beni inceleyen herseferinde farklı ama anlaşılmaz bir çehre kazanan şu kadınlara içimi korku ile kavuran bir acıma hissi duyuyorum. Çok uzun zaman önce beni senin gibi seven kadınların bana ayna olan suratlarını hatırlamayi bıraktım. Nefessiz kalmış bir zihne sahibim. Isimler doluşuyor yaşların hep eksik kaldığı gözlerime. Bir sevgili gibi kıskanıyorlar sanırım seninle dolup taşan gözlerimi. "Bana bu boş ve anlamsız sözcükleri büyük bir özenle yazdıran yalnızlık mı, yoksa bu sözcükleri karaladığım için mi yalnızım?" gibi bu yazının anlamsızlığına anlamsızlık katan bir cümle kurtuluyor, kahve denizlerinde dalgalara karşı yüzmekten dolayı zaten kararmış aklımdan. Dünyayı bütün açıklığı ile görmemi sağlayan ikinci el at gözlüklerimi büyük bir dikkatle yere düşürmüşüm. Sayın okurlar, sizde takdir edersiniz ki sarhoş hayatı adamı savurgan kılıyor... Neyse ışte yine neyseler ve geçiştirmelerle körelmiş, umutsuzluk ve umut dolu bir yazının daha sonuna geldim. Çoğunun aksine bu yazıyı yalnızca kafein eksikliği olarak özetliyorum. Başka bir kağıtta, kalemim ile işlediğim başka bir cinayette görüşmek üzere. Herzamanki gibi elveda...
[A.A]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder