27 Ocak 2012 Cuma

Katilin


Biliyor musunuz, artık sıkıldım.. Kaybetmekten. Sürekli kafamda
dönen bir kelime var... tek kaybedemediğim şey belkide... Şimdi
heyecanla bekliyor olmalısın, Sen falan dememi... Hayır..

Hayat işte... Öğrenmemiş olarak kalmak için neleri vermezdim ki...
Belki bir dakika için, bir saat.. birgün... ne bileyim ne kadar
olursa... Yeterki saf geçirebileyim.. seni görmeden mesela... seni
görmeden bir kaç dakika önce. bir dakika diyelim. sana sormadan önce...


Sen kimsin? diye sormuştum ya..
Neden sordum ki? Gözlerini görünce dayanamadım. Sormalıydım... İçimden yükseldi bu bir çift kelime.

Bazen yağmurda dolaştığımda bana kızardın ya... Yada bir bira
içtiğimde... Hani daha yeni, demiştin ya.. Eğer o birayı içersen
telefonuna cevap vermem . Üzgünüm... Ben o birayı çoktan içmiştim... Ne
farkedecekti ki, hangi alkol bu yarayı kapatabilir... hangi kelime
gözlerimi örtebilir... hangi bakış beni hayata döndürebilir....
Hangisi? Sen yokken vücudum uyuşsa ne fark eder? Sen yokken edilmiş
avutucu bir iki kelime... Söyle bana ne fark eder? Ve Hangi bakış
tabutumu açabilir?

**

Ve ardından kız kafasını kaldırdı... Yaşlarını elinin tersi ile sildi, gözlerini çattı...
Tabut mu? Ne birası... Ne sözü... Sende kelimelerinin arasına avuçlar dolusu keşkeler serpiştirenlerden misin?

Kelime derken, Sana karşı edilmiş kaç kelimem vardı ki... Sen kimsin
dediğinde yuttuğum o kelimeleri duymalıydın... Hepsi senin suçun! evet
evet senin suçun... Katilin demiştim, duymadın mı? bu kelimeleri
yazarken bir yandan da mırıldanıyorum... Duymadıysan, kulak kabart
bak...


Katilin...


A.A

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder