Galiba onu gerçekten unutmamı bekliyor... Unutabileceğimi sanıyor... Kısacası bir yalana bağladı kendisini... Bunu yazarken başım o kadar ağrıyor ki... Dişimi sıkıyorum. Aşkın bile düzeltemeyeceği şeyler vardır demişti geçen sefer... Gerçekten de var mı acaba? Bir güneş batar bir diğeri doğar... Her gecenin bıraktığı yara önceki yaradan daha derindir... O kadar uzak geliyor ki "sen kimsin?" diye sorduğum gün... Sırıtıp cevap vermesi o kadar berrak ki... Sanki soruyu 1 yıl önce sormuşum fakat cevabını şimdi almışım gibi. Eh aldığım yanıt tam değildi... Katil sıfatını kesip atmıştı bir çırpıda... Ben yinede tanımıştım biricik katilimi... Belki o bile farkında değildi sırıtışının bile beni öldürdüğünün... Ona karşı o kadar naziktim ki... Beni tanıyamadı... Gerçek beni göremedi çünkü o kadar korkuyordum ki... Ne kadar zavallıca diyebilirdi ama demedi... Gerçekten unutmalıymışım... Ne ironik... Ne trajik... Ben bağımlısı olduğum aşk acısının en geniş ve en zengin kaynağını bulmuşken nasıl vazgeçerim? Başım o kadar ağrıyor ki şuan... Son günlerde etkisi altında süründüğüm lanet nezle yüzünden mi yoksa aşırı doz acı yüzünden mi bilmiyorum... Müziklerin etkisiyle kafa buluyorum. Acım hafifliyor... Konuşmalarımızı en az yüz kez okudum her okuyuşumda bir dalga acı daha çarptı zaten bulanıklaşmış olan zihnime... O kadar uzak geliyor ki "İyi ki hayatıma girmişsin" dediği o gün... O kadar uzak geliyor ki etrafta pis pis sırıtarak galiba bu sefer mutlu olacağım diye gezmeye başladığım o gün... Ne kadar acı... O kadar uzak geliyor ki utandığı zaman kıpkırmızı olan yüzünü seyretmeme izin vermediği ama yinede seyretmeye çalıştığım günler... Gerçekten unutmamı mı bekliyorsun? Hadi ama o kadar küçümseme ben nasıl unuturum en büyük yaramı bana hediye eden kızı... Yaşamayı unutmak gibi bir şey olurdu... Artık asla dışımdan "aşkım" diyemem sana belki ama içimden söyleyeceğim... Seni her gördüğümde içimdeki duvarlarda yankılanarak yükselecek bu kısacık kelime... "aşkım..."
[A.A]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder